Maya’nın çığlıkları sokağın öteki ucundan duyuluyordu. Bir kedi, canhıraş bir şekilde yardım istiyordu.

Maya’nın çok canı yanıyordu; her nefes almaya çalıştığında, barsakları ciğerlerine dolanıyordu. Kan kusuyordu.

Maya ölmek üzereydi.

Peki bu güzel ve çok sevilen, el üstünde tutulan kedi nasıl olup da ölümün eşiğine gelmişti?

27 Kasım Pazar günü, sahibi, tüylerinin tıraş edilmesi için Maya’yı İstanbul’daki Suadiye Veteriner Kliniği’ne götürdü.

Birkaç saat sonra sahibi geri aldığında, Maya yarı baygındı. Klinikte Maya’nın sahibine yapılan açıklama, sakinleşmesi için kediye anestezi verildiğiydi.

Eve gittiklerinde, açıkça görülüyordu ki Maya iyi değildi; dokunulduğunda acı içinde ağlıyordu, neredeyse hiç hareket edemiyor, yiyip içemiyordu. Maya’nın sahipleri kliniği aradıklarında Veteriner Emel Kökçü onlara anestezi almış bir hayvan için bunların normal olduğunu söyledi. Ancak bir şeyler kesinlikle yanlıştı. O andan sonra Veteriner Emel Kökçü hiçbir telefona cevap vermedi.

Maya bir başka kliniğe getirildiğinde, hemen röntgen çekildi. Röntgende Maya’nın diyaframının ciddi şekilde hasar gördüğü ve kırıldığı gözüküyordu. Ve bana göre açıkça görülüyordu ki bu hasar ve kırık o kötü, baştan savma tıraş sırasında meydana gelmişti. Maya’nın durumuna bakılırsa, tıraş eden kişinin dirseğini kedinin karnına dayayarak üstünde bütün gücünü denemiş olduğunu düşünüyorum. Maya’nın diyaframında 4 cm’lik bir yırtık vardı ve barsakları, karaciğeri ve böbrekleri birbirine dolanmış, ciğerlerine baskı yapıyordu.

Maya’nın anne-babası Veteriner Emel Kökçü’yü aradı ve kendisine durumun ciddiyetini anlattı. Emel Kökçü Maya’nın tedavi masraflarını üstlenmeyi kabul etti.

Ancak bu yardım talebi uzun sürmedi. Emel Kökçü ertesi sabah Maya’nın aileyi arayarak verdiği sözü tutmayacağını; çünkü Maya’nın son derece huysuz bir kedi olduğunu ve bu kazanın da bu yüzden gerçekleştiğini söyledi (!).

Maya’nın durumu hâlâ kritik. İç organları o kadar hasar görmüş ki, bunu atlatamayabilir.
Bu blog aracılığıyla, sizlerden bu postu tüm sosyal medya kanallarında PAYLAŞmanızı istiyoruz, ve lütfen Veteriner Emel Kökçü konuyla ilgili tam ve net bir açıklama yapana kadar Suadiye Veteriner Kliniği’ne gitmeyin.

Suadiye Veteriner Kliniği
Ayşe Kadın Cad. Kitapçı Sokak No: 3/1
Suadiye, İstanbul Türkiye

Mob: +90 532 480 02 29

Bir sonraki kedi SİZİN KEDİNİZ olabilir… Lütfen bunu engellememiz için bize yardım edin… PAYLAŞın!!!

Veteriner Emel Kökçü için buraya yorum yapabilirsiniz… Eminim ki tüm yorumları okuyacak ve umuyorum ki mesajımızı anlayacaktır.



Sep
30

Gölde Ölüm

28 Eylül Çarşamba.

İstanbul hayvanseverleri, Bolluca ormanındaki köpeklerin topluca zehirlendiği haberiyle dehşete düştüler.

Bölgedeki küçük göllerden birinin etrafında, 150′nin üstünde köpek yere serilmişti. Onları düzenli olarak besleyen birçok gönüllünün tanıdığı köpekler belirgin zehirlenme belirtileriyle yerde yatıyorlardı.

Yıllardır, Bolluca bölgesi Avrupa’nın en kötü yürütülen sahipsiz hayvan programlarından biri kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın binlerce hayvanı atmayı tercih ettiği mekan olageldi.

Onlarca hayvansever, hemen, güvenilir veterinerleriyle birlikte hayvanlara ilk yardım uygulamak için olay yerine geldiler. En kötü vakalar İstanbul’un dört bir yanındaki kliniklere götürüldü.

Hayvanseverler, bir fail arayışı içinde, köyün sakinlerini suçladılar.

Akşam olay yerine vardık, köpekleri inceledik ve gönüllülerle konuştuk. Bu olayın klasik bir “toplu zehirleme kampanyası” olmadığını fark etmemiz uzun sürmedi.

Köpeklerin çoğu hala yaşıyordu.

En kötü vakalardan ikisini kliniğimize götürdük ve bir ön kan taraması yaptık. Test sonuçları normaldi; köpeklerin kanında ülke genelinde daha önceki toplu katliamlarda kullanılan zehir bulunamadı. Striknin ya da fare zehirlerinde kullanılan kimyasal maddelerden hiçbirine rastlanmadı.

Hayvanlar açık bir şekilde acı çekiyorlardı ama kriz ya da zehirle tipik olarak bağlantılı olan diğer semptomların hiçbirini göstermiyorlardı.

Sabah, ölen köpeklerden birine otopsi yapıldı. Doktorlar hayvanın midesinde olağandışı miktarda sosis ve sucuk buldular.
Tüm parçaları birleştirmemiz birkaç dakika aldı. Bu kasti bir suç değildi, bu, aslında köpeklere zarar verme niyeti olmayan birinin neden olduğu korkunç bir kazaydı.

Botülizm (gıda zehirlenmesi).

Botülizme, etkili bir nörotoksin olan botilinum toksini (bozuk gıda bakterisi) neden olur. Botilinum toksininin yedi çeşidi vardır, bunlardan C tipi hayvanlarda en sıklıkla botülizme yol açandır. Botülizm hayvanların önceden oluşan toksinleri yemesiyle ya da C botilinum sporlarının anaerobik (oksijensiz solunum yapabilen) dokularda gelişmesiyle ve geliştikçe toksin üretmeleriyle ortaya çıkar.

Köpekler sosis yemişlerdi…toksinle enfekte olmuş sosisler.

Tek olası tedavi, devlet kontrolünde olan, erken müdahalede hastalığın ilerlemesini yavaşlatan ve semptomların görülme süresini azaltan Botilinum antitoksin uygulamasıdır.

Destekleyici tedavi olarak, mide lavajı, enema uygulaması ve de nefes almaya yardımcı olan kaslar etkilendiyse solunum desteği tavsiye edilir.

Dün ve bugün kurtardığımız dört köpeğin gördüğü tedavi bu. Büyük ihtimalle, etkilenen birçok köpeği acı dolu ve yavaş bir ölüm bekliyor ama birçoğunun uzun zaman alsa da iyileşeceğine inanıyoruz.

Elzem soru şu… Böyle bir şey nasıl olabilir? Bunu kim yaptı?

Yapan insanın ismini bilmiyorum, ama tecrübeye dayalı bir tahmin yapmak gerekirse ne olmuş olabileceğine dair bir açıklamam var.

Birçok hayvansever, sahipsiz hayvanları besleme çabalarıyla süpermarketlerce bedavaya verilen ya da oldukça indirimli fiyatlara satılan artık, tarihi geçmiş ürünleri alıyorlar. Bu duruma, bir süpermarket zincirinden ücretsiz bir şekilde edindiği bol miktarda tarihi geçmiş sosisle hayvanları besleyen iyiniyetli bir hayvanseverin neden olduğuna inanıyorum.

Ne yazık ki, bu sefer, o hayvanların kurtarıcısı, katilleri oldu.

Lütfen bu videoyu izleyin, İstanbul’un ücra köşelerinde kelimenin tam anlamıyla ölümü bekleyen o hayvanların hüzünlü yakarışlarını duyacaksınız. Ve izledikten sonra da lütfen paylaşın, bu sayede belki birkaç hayat kurtulur. Burhan Özkan ve Deniz Kurt, yıllardır Bolluca Ormanları’ndaki köpekler için canlarını dişine takmış bu 2 insan bugün, kim olduğu bilinmeyen sorumsuz ve bilgisiz (kasıtlı veya kasıtsız) birilerinin bu bölgede neden olduğu bu vahim durum karşısında imkansızlıklar içerisinde tüm acılarını içlerine gömerek gece-gündüz mücadele etmektedirler. Desteğe ve yardıma her zamankinden daha fazla ihtiyaçlar duyuyorlar, lütfen onlara destek olalım.



Bu, alışılmadık bir post değil. Öfkemi kontrol altında tutabilmek için insanüstü bir gayret göstereceğim. Okumaya devam ederseniz, neden öfkelendiğimi anlayacaksınız.

Veteriner kliniklerinde yapılan müdahale ve tedavilerin 3 aşaması vardır:

  1. Teşhis
  2. Operasyon (ameliyat)
  3. Operasyon sonrası bakım

Zeytinburnu Veteriner Kliniği veterinerleri Murat Ilgun ve Kürşat Özen’in İstanbul’daki hayvan severler arasında oldukça iyi bir ünleri, referansları var.

Koydukları teşhisler çoğunlukla doğru ve uyguladıkları tedavi ve yaptıkları ameliyatlar da genelde son derece başarılı. İstanbul Veteriner Hekimler Odası fiyatlarıyla kıyasladığınızda, talep ettikleri ücret ortalamanın altında, son derece uygun. Bu kolaylık, Zeytinburnu Veteriner Kliniği’ni, her zaman uygun fiyatlı veteriner klinikleri arayışında olan hayvan sever camia içinde öne çıkarmıştı.

Ancak Zeytinburnu Veteriner Kliniği’nde uygulanan operasyon sonrası bakım, bugüne kadar gördüklerimiz içinde en kötü olanlar arasında.

Geçtiğimiz hafta Runner’ın bacaklarından birini ampute etmek zorunda kaldık. Her zaman çalıştığımız kliniğimiz doluydu ve bu operasyon için alternatif bir yer aradık.

Operasyon belirlendiği günde yapıldı, köpeği 3 gün sonra almamız söylendi. Şimdi, lütfen videoyu izleyin.

Amputasyon ciddi ve sarsıcı, travmatik bir operasyondur ve çoğu zaman pek hoş bir durum değildir. Tam da bu nedenden, Operasyon Sonrası Bakım çok önemlidir; çünkü tam da bu noktada yaşam ile ölüm arasındaki çizgi belirlenir.

Runner’ı tekrar kendi kliniğimize getirdik. Şu anda, sadece birkaç gün önce bacaklarından biri kesilen bu hassas köpeğe, vücudundan zorla ayrılan parçası çöpe atılan sıradan bir şeymiş gibi davranmayan profesyonel hekimler tarafından, bu ülkede alabileceği en iyi tedavi uygulanıyor ve bakılıyor.

Bir ün ve isim yapmak yıllar alır ancak hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Umuyoruz ki bu vaka, Murat Ilgun ve Kürşat Özer’in oturup dürüst ve dikkatli bir biçimde kliniklerinin geleceğini düşünmelerini sağlar. Şu an için bana, veteriner olarak tüm mesleki vizyonlarını kaybetmiş görünüyorlar.

Let’s Adopt! olarak bir daha hiçbir hayvanımızın canını Murat Ilgun ya da Kürşat Özen’in ellerine teslim etmeyeceğimizi söylememize gerek yok. Tüm hayvan sever dostlarımız ve üyelerimize bu klinikten uzak durmalarını öneriyoruz:

Zeytinburnu Veteriner Kliniği: 58 Bulvar Caddesi 50/2 Sokak No: 3/1
Zeytinburnu / İstanbul Tel: 0212 546 81 51 Faks: 0212 558 69 96.



Bu çirkin grupta Asude Ustaoğlu’nu aşağıda hakkımda yazdığı “kasıtlı” çarpıtmayı düzeltmek istiyorum…
Asude Ustaoglu : cenk karayazgan!a tek bir soru… şeyhi ivan,benim için karalistesinde bu isme kuş bile teslim etmeyin derken:)) Cenk Karayazgan, kendi elleriyle bolluca da zor durumda ki,(ikisi tümörlü,biri sakat,biri orta boy gençlikten çıkma,biri sağlıklı yavrucağı) elleriyle bana nasıl teslim etti…)))belli ki, yine de içinde doğruları gördüğüne dair,bir iyiniyet var:))
Kafanızda şöyle bir şey canlandı değil mi : Bolluca ormanlarından kurtardığım birçok köpek arasında 5 tane köpeği Asude Hn’ı arayarak “ne olur yardım edin çok kötü durumda 5 köpek var barınağınıza getirmek istiyorum, onları kurtarın” dedikten sonra Asude Hn’a ellerimle bu 5 köpeği tedavi olmaları için BARINAĞINA bıraktım?
HAYIR… Asude Hn bunu maalesef hep yapıyor… Gerçekleri çarpıtma… Let’s Adopt olarak 55 yavru köpeği sözde kuduz şüphesi ile ötenazi iğnesi kullanmadan 1 saat içerisinde öldürmelerine karşı düzenlediğimiz ilk HASDAL protestosunda, Hasdal’ı koruyarak yaptığımız bu protestoya hayvanseverlerin katılmaması için bizleri protesto ederek yapmaya çalıştığı “karşı protesto”da yaptığı gibi.
Bu protesto öncesinde bana söylediği sözü unutamıyorum “Belediye isterse bu barınaktaki TÜM hayvanları uyutur, protesto etmemek gerekir yoksa hayvanlar ölür.” .. Asude Hn amacına ulaştı ve katılım yeteri kadar olamadı… Katliam ve İşkence Hasdal’da devam etti…
Çok uzun çalışmalar sonucu topladığımız görüntü ve belgelerle Türkiye’de büyük yankı yapan ve  basından destek gören 2. Hasdal Protestosu’na da pasif direniş gösterebildi sadece…
Bu küçük hatırlatma sonrasında yukarıdaki soru adı altındaki gerçekleri çarpıtma yaklaşımına karşı gerçekler…
Gecenin bir vaktinde Bolluca’da yaşayan Burhan Özkan’dan bir telefon gelir
B: “Cenk yarın ya cenazeme gelirsin ya da hapishanede ziyaretime”
C: “??? Ne Oldu?”
B: “Benim köpeklerim yine komşunun hindisini öldürmüş, adam da ben yokken gelip öldüreceğim bu köpekleri demiş, gelmesini bekliyorum”
Gecenin bir vakti Burhan’ın evine gidip “hadi gel komşuna gidelim konuşarak hallederim ben bu sorunu” diyerek adamın kapısını çaldım, kendimi tanıttım ve adama daha önce de öldürülen hindilerle birlikte güzel bir para ödeyip, Burhan ile adamı tokalaştırıp barıştırdım.
Eve doğru yola koyulmak üzereyken Burhan “Cenk yarın yine hindi kaparsa benimkiler bu adamla başım belaya girer bir süre bu köpekleri götürecek bir yer ayarlamam gerek, bir yer ayarlarsam köpekleri ve beni götürürmüsün” dedi ben de gecenin bir vaktinde arabası olmayan bir adama tabii ki “evet tabii” dedim ve birkaç tel. konuşması yaptı ve “Buldum bir yer ama Asude Hn.’ın Üsküdar barınağı”
Burhan’ın özenle baktığı kendi 5 köpeği…. “Emin misin Burhan bunu yapmak istediğine?” “Başka çarem yok Cenk” dedi ve Burhan’ın evinin önünde özenle baktığı köpekleri koyduk arabaya ve Üsküdar barınağına gittik, yolu bilmediğimiz için Burhan “Koray Öztaş’ı arayarak tarif aldı ve soru üzerine benimle geldiğini söyleyince büyük yaygara koptu… Son olarak  Koray, Burhan’dan benim HİÇBİR şekilde barınağa girmeyeceğim sözünü aldı ve geldik Üsküdar barınağının önüne gecenin bir vakti. Ben arabadan indim ve bir sigara içerken Burhan tek tek köpekleri bekçi eşliğinde barınağın içine taşıdı. Nöbetçi bekçi dışarı çıkarak arabamın plakasını not aldı (?), ve sonra Burhan’ı evine bırakırken yol boyunca (yaklaşık 45dk) Burhan ile Asude Hn. Telefonda uzun uzun konuştular, evime döndüm sabaha karşı. 150km yol yaparak zor durumdaki birisine “şöförlük” yaptım. Köpekler de gördüğüm kadarıyla sağlıklı köpeklerdi. Yaklaşık 1,5 yıl önceki bir olay…
Gerçekleri çarpıtmak yalan söylemek ile aynı şeydir, karşınızdaki insanları “gerçek olmayan”  bir şeye inandırmaya çalışırsınız…
Asude Hn.’ın üslubuna ve çirkin “şeyh” yakıştırmasına yorum yapmayı uygun bulmuyorum.
Cenk


Anlamadığım “kendilerini hayvan hakları” konusuna adadıklarını söyleyen insanların “güven” ve “dürüstlük” kavramını algılayamamaları ne kadar acı…Yalan ve iftiralar ile günlük kazançlar peşinde koşmak, adandığı söylenen “misyona” hayat boyu zarar vereceğini bilmemek, yani “King For A Day, Fool For A Lifetime” … Ve tabii ki dolaylı yollardan hayvanlara zarar verdiğini bilmemek ve bilmek ve umursamamak…
Ben kendimi “hayvan haklarına” adayan birisi değilim, hatta hayvan aktivisti bile olduğumu düşünmüyorum sadece hayatımda mümkün olduğunca hayvanlara yardım etmeye, kısıtlı zamanımı en verimli şekilde değerlendirmek için Türkiye’de gönüllülerin harika çabalarıyla, dünya çapında muhteşem bir “kurtarma ağı” kurmuş olan Let’s Adopt grubunda zincirin bir parçası olmak “ben” yerine “biz” olarak daha önce hayal bile edemediğim güzel başarılara imza atmak…
Gerçekten çok iyi bir şeyler yapıyorsanız, sizden nefret eden insanların olması çok doğal, ve hele ki büyük özgür bir oluşum kuruyorsanız ve “elin gavuru” iseniz, nefret katsayısını katlamakta fayda var… Evet Viktor Larkhill, ve Türkiye’de kurduğu Let’s Adopt grubu.
Viktor Larkhill’i 2 sene önce Marmara Oteli’nin himayesinde olan sokak köpeği Ebru’nun ölümü ve Viktor Larkhill diye bir adamın Otel’in aksine köpeğin dövülerek öldürüldüğü tezi ile ilgimi çekti ve facebook’tan grubuna dahil oldum… Haftalarca basında ciddi bir “gündem” oluşması sonucunda Ebru’yu ameliyat eden Veteriner hekimin açıklaması ile “yaşlılıktan ölmediği” araba çarpması veya 2. Kattan düşme olabileceği açıklaması ile konun kapanması…
Bu olay Türkiye’de “Sokak Hayvanları”nın sesi olmaya başlamasının facebook’da 100-200 kişi olan birçok hayvansever grubun sayılarında  patlama yaşandığı ve “hayvan hareketi”ne müthiş ivme kazandıran çok önemli bir basamaktır. 2 sene içerisinde Türkiye’deki değişim inanılmazdır…
Ne kadar komik,  “Let’s Adopt’un Acı Gerçekleri” grubunda Otel’i destekleyerek Viktor’a yalan haber yaptığı için “hesap” soruluyor… Tabii ki Veteriner hekimin Viktor’u haklı çıkartan açıklaması ile ilgili bir şey yazmıyorlar… Düşmanımın düşmanı dostumdur diyerek bir araya gelen bir grup (10 kişiyi geçmiyor) insanın yalan, hakaret dolu iftiralarından öteye geçmeyen, kendi kendilerine sayfalar dolusu nefret kustukları bir oluşum…
Son derece seviyesiz yazışmaların ve iftiralar üzerine kurulu sözde “hesap sorma” oluşumu uygulamada “iftira atma ve hakaret etme” olarak devam etmektedir… Dolayısıyla muhatap olarak almanın olanağı yoktur.
İftira’nın doğru sözlük anlamı : Kasıtlı ve asılsız suç yükleme.
Bunu yapan kişileri onların yaptığı gibi birilerinden duyduklarım değil, kendi tecrubelerim ve gözlemlerimle kısaca paylaşmak  istiyorum. Belki “Güven & Dürüstlük” kavramlarının önemini anlar ve artık moda haline gelen yalan ve iftira gibi yaklaşımlardan uzaklaşır,  hayvanseverler camiasının yerlerde sürünen ahlaki değerlerini tekrar kazanabiliriz… Çünkü en büyük zararı o zavallı hayvanlara veriyorsunuz…
Let’s Adopt’u tanımak isteyenler kendi gözleriyle uluslararası bir ağa dönüşen bu grubu incelesinler
Cenk


Let’s Adopt! İstanbul, Türkiye’de kuruldu. Kurulduğu ilk günden bu yana grubun amacı yalnız ve yalnız hayvan kurtarmak oldu.
Fulya ve ben yıllardır hayvan kurtarıyorduk ve öyle bir noktaya geldik ki, artık kurtardığımız hayvanları sahiplenecek arkadaşımız kalmadı, herkese bir hayvan vermiştik. Ayrıca arkadaşlarımız bu konuda bizim kadar tutkulu da değillerdi. Benim arkadaşlarım örneğin, çok farklı hobileri olan bankacılar, borsacılar ve avukatlardı ama hayvan kurtarmak HİÇBİRİnin ilgi alanı değildi.
Bu nedenle kendi grubumuzu kurmaya karar verdik; bu öyle bir grup olacaktı ki, bu insanlar için hayvan kurtarmak yemek masasında konuşulabilecek, konuşulması gereken önemli bir konu olacaktı. Kısacası amaç, sahiplenme koşullarımıza uyan merhametli ve akıllı insanlar bulmaktı.
Dört sene önce Türkiye’deki hayvan sever grupları küçük, dağınık ve üyelerin çoğunun hayvan kurtarmak yerine resim çektirip röportaj vermek amacıyla katıldıkları gruplardı. Aslına bakarsanız, bir iki grup hariç, bu hayvan sever gruplarının hiçbiri herhangi bir hayvanı kurtarmıyordu; tabii “kurtarmak” ile kast ettiğiniz hayvanı kurtarmak, gerekli tıbbi tedaviyi sağlamak ve sonunda hayvana kalıcı bir yuva bulmak ise. O günlerde yerel sahiplendirmeler için hiçbir çaba sarf edilmiyordu. Hayvan severlerin çoğunlukla yaptığı sokaktan bir köpek alıp hayvanı bir fabrika bahçesi ya da çiftliğe terk etmek ya da şehrin en ücra köşelerinde bulunan yetersiz barınaklardan birini bırakmaktı. Malesef bu hâlâ devam ediyor…

Let’s Adopt! Türkiye’deki hayvan severlere hayvan kurtarmanın farklı bir yolu olduğunu gösterdi. Hiçbir kör kedi ya da felçli köpek, bir bodrum katında ya da burnu Kaf Dağı’nda bir havyan istifçisinin işlettiği sefil bir barınakta zincire vurulmuş bir halde çürümek zorunda değildi. Biz kurtardık…
Başkalarının hayvan kurtarmasına yardım ettik. Hayvanlar için sarf ettiğimiz çaba, iki farklı gruptan iki farklı tepki doğurdu. Let’s Adopt Türkiye bir tarafta bir hayvanı kurtarmak için her şeyi yapabilecek, en merhametli, mantıklı, açık fikirli ve bilgili hayvan severleri buluşturdu. Gururla söyleyebiliriz ki Türkiye’deki en iyi hayvan kurtarıcıları bizim üyelerimiz ve işlerin nasıl yürüyeceğine onlarla birlikte karar veriyoruz. Bu açıdan bakınca, Türkiye’de bir “Let’s Adopt öncesi” ve “Let’s Adopt sonrası” olacağını söyleyebiliriz.
Beklediğimiz üzere, başarılarımız kimileri arasında çok ciddi tepkiler doğrudu. Öyle ki hiçbir eğitimi olmayan, cahil ve ancak kaya ve minerallerinki kadar bir IQ seviyesi olan bir grup “deli seçmesi”, sadece bunamış ya da akli dengesi yerinde olmayan insanların inanacağı türden hikâyeler uydurmaya başladı. Bu yüzden insanları Let’s Adopt!’ın bir hayvan kurtarma grubu olmadığı, tam tersine kendi ulusal mönülerinden sıkılan Avrupalılar’a mönüsünde üç bacaklı köpekler, kediler ile kör ve sakat hayvanlar sunan bir Çin lokantası zinciri olduğuna inandırma yolunda bir harekete başladılar. Ve bir de laboratuvar söylentisi var… Hiçbirinin başaramadığı, başaramayacağı bir şeyi bir başkasının başardığını gören delilerin akıl masturbasyonu…

Malesef birçok kişi buna inandı ve bizler de kendimizi açıklayabilmek için hayli zaman kaybetmek ve/veya insanları mahkemeye vermek zorunda kaldık.
Sonunda bir karar alma aşamasına geldik: Yanlnızca Türkiye’de değil, aktif olarak hayvan kurtardığımız her ülkede hayvan kurtarmaya ve bir şeyleri değiştirmeye odaklanacağız ya da zamanımızı aynadaki kendi yansımasını bile tanımaktan aciz bir grup beyinsiz kaçığa bir şeyler anlatıp (Türkçe) iletişim kurmaya çalışacağız.
Geçen haftadan beri Let’s Adopt Türkiye Sayfası kapalı. Türkiye’deki kurtarma operasyonlarımız büyüyerek, artarak ve daha zorlu vakalar kurtararak devam ederken zamanımız ve kaynaklarımızı Türkiye’deki Hayvan Sever Camiası’nı eğitmeye harcayamayacağız.
Grubumuz ve fikirlerimize, ilkelerimize “bağlı” kalmak isteyenler bizi zaten bulacaklardır, Let’s Adopt Global’in kapıları kendilerine her daim açıktır.
Geri kalanlar… lütfen Hayvan Severler’e katılın… Ve Tanrı size yardımcı olsun.
Çok uzakta olmayan bir gelecekte bu günlere bakacak ve gülümseyerek hatırlayacağız…
O zamana dek…

cağız… O zamana dek…



12 Nisan GÜNCELLEME:

Aşağıda okuyacaklarınız sizi şok edecek… Lutfen Paylaşın,

Zaman zaman bu blogda veterinerlerin de dahil olduğu insanı şok eden hikâyeler yayınlarız. Böyle birkaç vakamız oldu ve adı geçen şahıslar hayli “ünlendi”ler.  Bella’nın katili Onur Salih Karadağ, Hasdal’daki patates yetiştiricisi veteriner İsmail Ay ya da Çerkezköy barınağı veterineri gibi veterinerler var, blogumuzda hikâyelerini bulabilirsiniz. Bugün Veteriner Hekimler Utanç Listesi’ne birini daha ekliyoruz: Veteriner Cemaliye Yegane; İstanbul, Nişantaşı’ndaki Peteriner kliniğinin sahibi.

Dün bütün gün kliniğine gelen aramalar ve cep telefonuna gönderilen SMS’ler sonucu (Cemaliye Hanım’ın telefon numarası Google’dan bulunabilir), Veteriner Cemaliye Yegane sonunda Kral’ı geçen hafta gönderdiğini itiraf etti. Şimdi 2 soru sorabilirsiniz: Neden? Ve kime? Cevaplar aşağıda, son derece inanılmaz ve saçmalar.

Neden?: Çok akıllı bir kadın olan Veteriner Cemaliye Yegane, Let’s Adopt’ın, yani kendini özel ihtiyaçları olan, sakat, felçli ve/veya kör hayvanları kurtarmaya adamış bir grubun tekerlekli sandalyeye ihtiyacı olan felçli bir köpeği, Kral’ı laboratuvalarlara ya da Çin lokantalarına satacağından endişe ediyordu. Sıradışı zekâsının bir ürünü olarak, harika bir hareketle Veteriner Cemaliye Yegane köpeği verdi…

Kime?: Kendi kelimeleriyle söylersek, Veteriner Cemaliye Yegane Kral’ı kendine İsmail diyen bir adama vermiş. İsmail, Kral’ı vurulduğu zaman kurtaran ve daha sonra kliniğe getiren kişi. İsmail’in köpeği sevdiği, onunla (bir zamanlar) ilgilendiği aşikâr AMA Kral için uygun bir sahip mi? Siz söyleyin.

İsmail 35 yaşında bir adam, liseyi bitirip bitirmediğinden emin değiliz, şu anda işsiz. Zamanında gemilerde çalışmış; şu an ise arkadaşlarının evine sığınmış durumda. Durumu o kadar umutsuz ki, gelecek için planı turist vizesiyle Amerika’ya gidip orada illegal bir şekilde, kaçak olarak çalışarak yaşamak. Ayrıca İsmail’in köpekleri var… 4 ya da 5 tane, tam sayıyı bilemiyoruz. Peki bu Amerika’ya yerleşme hayali gerçekleşirse, köpeklerini ne yapacak?.. Köpeklerinden birini annesine verecek, diğerlerini ise Yalova/Çınarcık’taki bir barınağa terk edecek.

… ve şimdi Kral’ı aldı.

Benzer durumlarda edindiğimiz tecrübelere dayanarak şunu söyleyebiliriz: Kral birkaç gün içinde, ya bulunduğu yer olan sokağa (muhtemelen üyelerimizin aldığı tekerlekli sandalye/taşıyıcısı ile) ya da Yalova/Çınarcık’taki barınağa terk edilecek.

Bu nedenle, İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanı Murat Arslan’a ulaşarak Veteriner Cemaliye Yegane’nin bu vakayı profesyonel olarak ele alışını incelemesini talep eden bir  dilekçe  hazırladık. Veteriner Cemaliye Yegane’nin Kral’ın iyiliğini düşünerek, onun iyiliği için hareket etmesi gerekiyordu… Sonuçta o bir veteriner!!!

Ama etmedi…

Veteriner Cemaliye Yegane’nin Let’s Adopt hakkında yasal işlem başlatacağını tahmin ediyoruz… Yukarıda bahsettiğimiz veterinerlerin tümü bu yolu denedi. Ancak tüm “dava”ları savcı “haklı” oldukları ve tarafımızdan “kanıt”lanabilmeleri nedeniyle reddetti.

Kral’ı aramaya devam edeceğiz ancak bu arada lütfen dilekçeyi imzalayın ve PAYLAŞın…

—–

Çoğunuz bu resmi hatırlayacaksınız… Yaklaşık bir senedir Facebook’ta yayınlanıyor.

Bu Kral… İstanbul’da bir veteriner kliniğinde, kafeste yaşamak zorunda bırakılan harika bir Türk köpeği.

Kral, Yalova’da yaşayan bir sokak köpeğiydi. Sevgi dolu, uysal bir köpekti, yaşadığı bölgede, sokakta hayatta kalmaya çalışıyordu.

Talihsiz bir gün, Kral kendini yerde, kanlar içinde buldu. Vurulmuştu; Kral’ı evinin yakınlarında görmek istemeyen bir polis memuru silahıyla onu sırtından vurmuştu.

Kral İsmail adlı bir bey tarafından kurtarıldı ve hemen veterinere götürüldü. Ne yazık ki yapacak hiçbir şey yoktu, Kral hayatının geri kalanını felçli olarak geçirecekti.

İsmail köpekle ne yapacağını bilmediğinden, Kral’ı Veteriner Cemaliye Yegane’ye teslim etti ve İstanbul, Nişantaşı’nda bir klinik işleten bu bayandan bir ev bulana kadar Kral’a bakmasını istedi.

Tabii ki de Kral’a ev bulunamadı.

Ne yazık ki Türkiye bu tip vakalara karşı hazırlıklı değil ve hiçkimse Kral’ı sahiplenmek istemedi. Türkiye’den bir kişi bile çıkıp hayatını kafeste geçirmemesi için bu felçli hayvanın bakımını üstlenmek istemedi. HİÇKİMSE İSTEMEDİ.

Bir yılı aşkın süredir Kral gördüğünüz koşullarda yaşıyor. Birkaç ay önce, Let’s Adopt üyeleri Kral’ın hikâyesini duydular ve yardım etmek istediler. İlk olarak köpeğin sahiplendirilmesi için yardım önerdiler, başta bu teklifleri kabul edildi ve sonra bu kişiler, köpeğe bir tekerlekli sandalye aldılar ki hareket edebilsin.

Üyelerimiz daha sonra Kral’ı kafesten çıkarmayı ve bir ev bulunana kadar, geçici olarak ona bakmayı teklif ettiler.

Bu noktada işler karıştı.

Veteriner Cemaliye Yegane, klinikteki en uzun süreli ve “kârlı” hastasını kaybetme düşüncesinden rahatsız oldu ve işbirliğine yanaşmadı. Kral’ın müşterilerinden birinin denetiminde olduğunu söyledi ancak bu kişi, Kral’ın klinikten kurtalmasını asla istemeyen, akli dengesi yerinde olmayan bir kadındı.  Cemaliye Yegane ayrıca Kral’ı sahiplenen kişilerin onu laboratuvar ya da Çin lokantalarına satacaklarından korktuğunu söyledi!!!

İki haftadan uzun süredir Kral’ı kurtarmak için “görüşüyoruz” ama sonuç sıfır.

Bugün Veteriner Cemaliye Yegane ve müşterilerinin bir karar aldıklarını öğrendik: Kral klinikten asla çıkmayacak. Olduğu yer ve durumu; yani bir kafeste kilitle olması onun için yeterli. Şu andan itibaren Kral’ı kurtarmak için tüm üyelerimizin desteğini istiyoruz.

Kral’ın sağlığı giderek ve hızla kötüleşiyor ve hareketsizlik nedeniyle, vücudunda ciddi temas yaraları oluşuyor. Durumunda herhangi bir iyileşme olmazsa, birkaç ay içinde öleceğinden korkuyoruz.

Aşağıdaki konularda yardımınıza ihtiyacımız var:

  1. Lütfen bu postu profillerinizde paylaşın. Nerede olduğunuz önemli değil. Sadece paylaşın. Gerçekleri ortaya çıkarmak ve paylaşmak, Kral’ı hapis tutulduğu kafesten kurtaracak tek yol. Kral’ın sesi olun. Hikâyesini tüm dünyada paylaşın.
  2. 2. Veteriner Cemaliye Yegane’yi 0212 246 31 71 numaralı klinik telefonu ve + 0532 440 39 40 numaralı cep telefonundan arayın ve Kral’ı Let’s Adopt’a vermesini isteyin. Veteriner Cemaliye Yegane’ye Kral orada tutulduğu sürece, tüm dünyanın o klinikte olup bitenleri izleyeceğini söyleyin.

Eğer Kral’ı sahiplenmek isterseniz, lütfen viktor@myletsadopt.com adresinden bana ulaşın. Kral özgür kalır kalmaz, kalıcı yuvasına gitmesini istiyoruz…

Kral’ın geleceği sizlerin elinde… Kral bu koşullarda yeterince uzun zamandır yaşıyor ve acı çekiyor. KRAL’I ÖZGÜR BIRAKmanın zamanı geldi. Bunu başarmamız için bizlere destek olacağınızı umuyoruz.

Veteriner Cemaliye Yegane’yi 0212 246 31 71 numaralı klinik telefonu ve + 0532 440 39 40 numaralı cep telefonundan arayarak Kral’ın bir an önce Let’s Adopt’a verilmesini isteyin.

Lütfen bu postu profillerinizde paylaşın. KRAL’I ÖZGÜR BIRAKIN.




Basit bir soru: Sizce hayvan kurtaran birinin deri ayakkabılar giymesi uygun mudur?

Bu soru öyle bir soru ki, doğru zamanda sorulursa, en sıcak ve keyifli arkadaş yemeklerini bile tam bir ağız dalaşına döndürebilir.

Sanırım bu konuda her hayvan kurtarıcısının ayrı bir cevabı vardır; cevap kendi kişisel görüşlerine, ahlak anlayışına göre değişir ki unutmayalım ki bu anlayış DNA gibidir, hepimizinki farklıdır.

Ben bir hayvan kurtarıcısıyım, kedi ve köpekleri kurtarıyorum. Doğada var olan hemen hemen her tür hayvandan kurtarmışımdır bugüne kadar; kuzular, tavşanlar, keçiler, kuşlar, balıklar, bir aslan ve hatta timsah.

Hayvan kurtarıcısı olmak benim için yeterli değildi. Daha fazlasını yapabileceğimi düşünüyordum ve böylece binlerce hayvanı kurtarıp dünyanın dört bir yanında birçok insana ilham kaynağı olan Let’s Adopt’ın kurucularından biri oldum.

Ama bilin bakalım ne? Kimse için bir rol model olmadım, hiçbir zaman öyleymişim gibi davranmadım ve bir aziz de değilim. Sadece sakat ve herkesin “sahiplenilmez” olarak sınıflandırdığı hayvanları kurtaran ve insanları hayvan kurtarma ve bakımı konusunda eğiten bir platform oluşturdum. Tek yaptığım bu.

Let’s Adopt bir hayvan hakları grubu değil, bir hayvan kurtarma ağı.

Etrafta dolaşıp hayvan hakları konusunda konuşup veganizm reklamı yapsak VE SONRA kurtardığımız hayvanları (PETA’nın yaptığı gibi ) öldürsek ya da kürk ya da deri ürünler giyerek dolaşsak ya da hayvansal yan ürünler yesek ya da Lassie filmleri seyretsek, o zaman bu gerçekten ikiyüzlülük olurdu.

Let’s Adopt! en zor vakalar üzerinde odaklanan bir hayvan kurtarma grubu. Kurtardığımız vakalardaki hayvanlar “sahiplenilmez” olarak sınıflandırılıyor, gerçekten hiçbir şansları yok ve bizim yaptığımız onları kurtarmak. Bu konuda dünyadaki en iyiler arasındayız.

Bazı üyelerimiz et yiyor, bazıları vejetaryen, diğerleri vegan, hatta çikolata ve şekerlemelerle yaşayan üyelerimiz bile var… Bu üyelerimizi oldukları gibi kabul ediyoruz çünkü imkânları yettiğince, her gün hayat kurtarıyorlar. Biz sadece konuşmuyor ya da zamanımızı anlamsız tartışmalar ve felsefik atışmalar yaparak harcamıyoruz… Biz yapıyoruz.

Kim olduğumuzu ve ne yaptığımızı, amacımızı bildiğimiz sürece iyi olacağız.

Viktor

Not: Deri ayakkabı fikrine karşı koyamayanlar burada harika şeyler bulabilir… ve tabii burada.

Bana gelince… Ben işe yalınayak gitmeye devam edeceğim.



Bir hayvanı sevmek, o hayvan için EN İYİSİNİ istemek demektir… Ve en iyisi siz olsanız da, olmasanız da olmalıdır.

Genel olarak internet ve daha spesifik olmak gerekirse Facebook, hayvan refahı ile ilgili işlerin işleyiş ve idarelerini tamamen değiştirdi.

Şu ana kadar tüm kurum ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, Facebook’un kitlelere ulaşma ve kendilerine destek bulma konusundaki devasa gücünü fark ettiler. Henüz bir Facebook sayfası olmayan kurtarma grupları bir an önce bunu yapmalılar!

Peki bir hayvana kalıcı yuva bulmak gibi riskli ve hassas bir konu için Facebook nasıl kullanılmalı? Çoğu vakada bu evler yurtdışından, denizaşırı ülkelerden çıkıyor ki bu da gidip aileyi, evi görmeyi imkânsız kılıyor. Bugün, Let’s Adopt!’ın yaptığı sahiplendirmelerin arkasında yatan felsefeyi öğreneceksiniz. Sistemimizi herkes beğenmeyebilir ama bu sistem, bizim için harikalar yaratıyor.

1. Sahiplendirme koşullarımız:

Sahiplendirme koşullarımız, ilk engelimiz… Bu koşullar, bizim uygun evleri seçebilmemiz için kondu. Koşullar sadece hayvanların refahı düşünülerek hazırlandı ve bir kişinin, o  hayvan için iyi bir sahip olup olmadığına karar vermemizde riski minimuma indirecek şekilde tasarlandı.

a)      Hayvanı sahiplenmek isteyen kişi ya da ailenin şu anda bir hayvanı OLMALI. Sanal ortamda var olduğumuz  ve sahiplendirmelerimizin büyük kısımını diğer ülkelerle, uluslararası alanda yaptığımız için sahiplenilen hayvanın geri verilme riskini minimuma indirmeliyiz. Bir kişinin iyi bir hayvan sahibi olup olmadığını anlamanın en iyi yolu, geçmişteki hayvanlarına ya da tecrübelerine değil, BUGÜN SAHİP OLDUĞU hayvana bakmaktır. Genelde bu, o kişinin Facebook profiline kısaca bakmak kadar basit bir iştir, bu şekilde hayvanlarının albümlerini ve o hayvanların yaşamlarını görebiliriz. Eğer hayvanlar mutluysa ve iyi bakılıyorlarsa, bizim sahiplendireceğimiz hayvan da aynı şekilde yaşayacaktır.

b)      Hayvan evin içinde, aile ile birlikte yaşamalı… Bahçe köpekleri, bekçi köpekleri ya da herhangi bir hizmet için kullanılacak hayvanlar olmaz. Tüm hayvanlarımız aile ile birlikte yaşamalı, ailenin bir parçası olmalıdır. Hiçbir istisna olmaz.

c)       Hayvan ÇİĞ ET ile beslenmeli. Bu konuyu BURADA işledik.

d)      Kurtarılarımız ancak sigara içilmeyen ailelere sahiplendirilir. Bu konunun rasyonel açıklamasını BURADA yaptık.

2. Yatak odası testi…

Daha önce hiç o kişi oda değilken, birinin yatak odası ya da çalışma ofisinde bulundunuz mu? Genellikle bir kişinin yaşadığı eve şöyle bir bakarak karakteri hakkında birçok şey söyleyebilirsiniz, uzun uzun konuşmaya gerek yoktur.  Biz de Facebook’u benzer bir şekilde kullanıyoruz… Bir kişinin Facebook profiline bakarak, o kişinin sosyal hayatını, içe kapanık ve yalnız biri olup olmadığını anlayabiliyor ve eğitim durumunu görebiliyoruz. Aile yaşantısı hakkında bilgi ediniyor, zevkleri, kendini ne tür şeylere adadığı, belirli konulardaki görüşleri, dinlediği müzik, yemek zevki, sağlığı ve önceliklerini öğreniyoruz… ki eğer bu insana bir hayvan sahiplendireceksek, hayvanımızın bu kişinin önceliklerinden biri olacağını bilmeliyiz. Kısacası, doğru kullanıldığı takdirde Facebook, bir insanın kişiliğini öğrenebilmemiz için çok yararlı bilgiler sağlıyor.

Bundan sonra kendimize şu soruyu soruyoruz: Gördüğümüz hoşumuza gidiyor mu? Eğer gidiyorsa, sahiplendirmeyi onaylıyoruz. Gitmiyorsa, vazgeçiyoruz…

O an aldığımız karar, sahiplendirdiğimiz hayvanın gelecek 10-15 yılını belirliyor. Kısa vadeli değil, uzun soluklu kararlar alıyoruz.

Doğru kararı vermek zorundayız… Bunu hayvanlara borçluyuz.



Beklendiği üzere, PETA hiç zaman kaybetmeden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bir inkar mektubu yazdı… Mektup Türkçe olduğu için neredeyse hiçbiri okuma-yazma bilmeyen belediye çalışanları mektupta ne yazdığını anlayabilirler. Mektupta Peta, İBB’nden açık ve net olarak başından gitmesini, yapmış olduğu beyanı geri çekmesini ve İstanbul’da işlenen suçlar için bir daha asla PETA adını kullanmamasını istiyor.
Türk halkını uluslarası destekleri olduğu konusunda yanlış yönlendirdikleri ve bilgilendirdikleri için PETA’dan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne tokat gibi cevap.
Gerçek şu ki, şu anda tüm dünya Hasdal’da olup bitenleri nefretle, tiksinerek izliyor…



Making Dreams come true

Here are some of our 2000+ success stories. JOIN US! Rescue. Foster. Adopt.

Uluslararası Facebook Grubumuza Katılın






Let’s Adopt! Ağı

Let’s Adopt! Community map


View Let's Adopt Network in a larger map

Bizi Twitter ile takip edin


Btn_wht_122x44

Yeni Yazılanlar

Güncel Yorumlar

Arşiv

Sosyal Medya Danışmanımız





PHOTOSTREAM